Tanık Belleği Uzmanı Psikologların Mahkemelerdeki Rolü
Görgü tanıklarının beyanları, ceza yargılamasında en eski ve en yaygın delil türlerinden biri olmasına rağmen, güvenilirliği hem hukuk hem de psikoloji alanında uzun süredir tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yürütülen psikoloji araştırmaları, tanık beyanlarının güvenilirliği konusunda önemli bulgular ortaya koymuş ve bu doğrultuda uzman psikologların mahkemelerde bilirkişi olarak görev alması gündeme gelmiştir (Loftus, 1979).
Psikoloji ile hukuk arasındaki bu ilişkinin erken örneklerinden biri Hugo Münsterberg’in 1908 yılında yayımladığı On the Witness Stand adlı eseridir. Bu çalışma, psikolojinin hukuk alanına uygulanmasına yönelik ilk sistematik girişimlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte Elizabeth Loftus’un da vurguladığı gibi, bu erken dönem çalışmalar uzun süre hukuk dünyasında ciddi bir karşılık bulmamıştır (Loftus, 2018).
Loftus ve Tanık Belleği Araştırmalarının Dönüşümü
1970’li yıllarda Elizabeth Loftus tarafından yürütülen çalışmalar, tanık belleği araştırmalarında önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur. Loftus’un özellikle olay sonrası yanlış bilgi etkisi (misinformation effect) üzerine yaptığı deneysel çalışmalar, tanıkların olaydan sonra maruz kaldıkları yanlış bilgilerin belleklerini nasıl değiştirebildiğini göstermiştir (Loftus & Palmer, 1974).
Loftus’un hukuk alanına doğrudan müdahil olması da bu dönemde gerçekleşmiştir. Loftus, bir cinayet davasında savunma tarafında gönüllü bilirkişi olarak görev almış ve bu deneyimini Psychology Today dergisinde yayımlanan bir makalede aktarmıştır (Loftus, 1974). Bu yazı, hukuk çevrelerinde geniş yankı uyandırmış ve psikolojik araştırmaların ceza yargılamasına uygulanması konusundaki tartışmaları hızlandırmıştır.
ABD Yargı Sisteminde Bilirkişilik Tartışmaları
Amerika Birleşik Devletleri’nde mahkemeler başlangıçta psikologların tanık belleği konusunda bilirkişi olarak görev yapmasına mesafeli yaklaşmıştır. Bu dönemde birçok mahkeme, tanık güvenilirliğinin değerlendirilmesini jüri üyelerinin “ortak bilgi ve deneyimi” kapsamında görmüş ve uzman görüşlerini gereksiz kabul etmiştir. Bu yaklaşımın örneklerinden biri People v. Guzman (1975) davasıdır.
Loftus’un aktardığına göre savunma avukatları bu dönemde bazı davalarda sınırlı başarılar elde etmiş olsa da, üst mahkemeler çoğu zaman uzman görüşlerinin dışlanmasını onaylamıştır (Loftus, 2018).
Bu yaklaşımın kırılmasında önemli rol oynayan kararlardan biri 1983 tarihli State v. Chapple davasıdır. Bu davada Dolan Chapple, iki görgü tanığının teşhisine dayanılarak mahkûm edilmişti. Arizona Yüksek Mahkemesi, tanıkların ifadelerinde stres ve gecikmenin etkisine ilişkin uzman görüşü alınmamasını eleştirerek mahkûmiyeti bozmuştur.
Bu kararı kısa süre sonra 1984 tarihli People v. McDonald kararı izlemiştir. Bu davada da görgü tanıklığına ilişkin uzman görüşünün sunulmasının engellenmesi mahkûmiyetin bozulmasına yol açmıştır. Bu kararlar, yargı organlarının tanık belleğine ilişkin bilimsel bulguları dikkate almaya başladığı dönemin önemli göstergeleri olarak kabul edilmektedir (Loftus, 2018).
Modern Dönemde Tanık Belleği Uzmanlığı
Tanık belleği alanında uzman psikologların mahkemelerdeki rolü zaman içinde daha da güçlenmiştir. Bu gelişmelerin önemli örneklerinden biri People v. Lerma (2016) davasıdır.
Bu davada sanık Lerma, Chicago’da işlenen bir cinayet nedeniyle iki görgü tanığının beyanına dayanılarak mahkûm edilmiştir. Savunma tarafı, görgü tanıklığı konusunda uzman olan Dr. Solomon Fulero’nun bilirkişi görüşünü sunmak istemiş, ancak mahkeme bu görüşü kabul etmemiştir.
Illinois Yüksek Mahkemesi kararı bozarken, görgü tanıklığına ilişkin uzman görüşlerinin artık “yenilikçi veya tartışmalı değil, yerleşmiş ve geniş ölçüde kabul edilmiş bilimsel bilgiler” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Loftus’un değerlendirmesine göre ABD’de tanık belleği konusunda uzman psikologların bilirkişi olarak kabul edilmesi, bilimsel araştırmaların hukuk uygulamalarını doğrudan etkilediği nadir örneklerden biridir (Loftus, 2018). Bununla birlikte uzman görüşlerinin etkinliği, çapraz sorgunun işlevselliği ve hukukçuların tanık belleğine ilişkin bilimsel bulgular konusundaki farkındalık düzeyi gibi alanlarda hâlâ önemli tartışmalar devam etmektedir.
Kıta Avrupası’nda Uzman Psikologların Rolü
Kıta Avrupası ülkelerinde ise uzman psikologların mahkemelerdeki rolü özellikle çocuk tanıkların ifadelerinin değerlendirilmesi bağlamında gelişmiştir. Bu alanda klinik ve adli psikoloji uzmanları, çocuk tanıkların ifadelerinin güvenilirliğini değerlendirmek üzere bilirkişi olarak görevlendirilmektedir (Sporer & Masip, 2024).
Uzman psikologlar bu süreçte:
- çocuğun travma sonrası belirtilerini
- ifade içeriğinin tutarlılığını
- telkine açıklık düzeyini
değerlendirerek tanıklığın güvenilirliğine ilişkin bilimsel görüş sunmaktadır (Korkman, 2024).
Hollanda’da Hukuk Psikolojisi Bilirkişiliğinin Kurumsallaşması
Tanık belleği uzmanlığının kurumsallaşmasına yönelik önemli gelişmelerden biri 2017 yılında Hollanda’da yaşanmıştır. Bu tarihte görgü tanıklığı araştırmaları yapan hukuk psikologlarının Hollanda Mahkeme Bilirkişileri Siciline (Nederlands Register Gerechtelijk Deskundigen – NRGD) kabul edilmesine karar verilmiştir (Vredeveldt ve ark., 2017).
Bu gelişme, yalnızca bireysel uzmanlıkların tanınması değil, aynı zamanda hukuk psikolojisinin bağımsız bir bilirkişilik alanı olarak kurumsallaşması bakımından da önem taşımaktadır.
NRGD’ye kabul süreci oldukça kapsamlıdır ve başvuru sahiplerinin:
- etik ilkelere uyumu
- akademik uzmanlık düzeyi
- metodolojik yeterlilik
- bilimsel raporlama standartları
bağımsız bir değerlendirme komitesi tarafından ayrıntılı biçimde incelenmektedir (Vredeveldt ve ark., 2017).
Bu çerçevede hukuk psikologları, tanık beyanlarının güvenilirliği, sorgulama süreçlerinde ortaya çıkabilecek bilişsel yanlılıklar ve delil toplama yöntemlerinin bilimsel niteliği gibi konulara ilişkin raporlar sunmaktadır.
2017 yılında yayımlanan Richtlijn Rechtspsychologische Rapportages (Hukuk Psikolojisi Raporları Rehberi) ise bu alandaki bilirkişi raporlarının hazırlanmasına yönelik sistematik bir kontrol listesi sunarak raporlama sürecinin şeffaflığını ve standartlaşmasını sağlamayı amaçlamaktadır (Vredeveldt ve ark., 2017).
Tanıklığın bilimsel ve mantıksal boyutta nasıl analiz edilebileceğine dair çağdaş yöntemlerin detaylarına Tanık Bilimi kitabımızdan ulaşabilirsiniz.
Kaynaklar
Korkman, J., Otgaar, H., Geven, L. M., Bull, R., Cyr, M., Hershkowitz, I., … Volbert, R. (2024). White paper on forensic child interviewing: Research-based recommendations by the European Association of Psychology and Law. Psychology, Crime & Law, 1–44.
Loftus, E. F. (1979). Eyewitness testimony. MA: Harvard University Press.
Loftus, E. F. (2018). Eyewitness science and the legal system. Annual Review of Law and Social Science, 14, 1–10.
Loftus, E. F., & Palmer, J. C. (1974). Reconstruction of automobile destruction: An example of the interaction between language and memory. Journal of Verbal Learning and Verbal Behavior, 13(5), 585–589.
Sporer, S. L., & Masip, J. (2024). A systematic review of the validity of Criteria-based Content Analysis in child sexual abuse cases and other field studies. Psychology, Crime & Law, 1–42.
Vredeveldt, A., Otgaar, H. P., Merckelbach, H. L. G. J., & van Koppen, P. J. (2017). Het rechtspsychologische deskundigenrapport [The legal psychological expert witness report]. Expertise & Recht, 6, 243–247.
Leave a Reply